Sunday, September 19, 2010

c'est la vie.


CC, 19 yasında bi kız. gecen sene, bigun hic beklemioken yanıma geldi, "sen benim ablam yasındasin o yuzden sana soleyebilirim, sen anlarsın, ben anoreksigim" dedi. kamyon carpmıs gibi oldum, hem baktıgında hic anlasılmamasından, hem hayatımda ilk defa birisinin bunu -hem de bana- bu kadar acıkca soyleyebilmesinden. ne dicemi bilemedim, sora toparladım, konustuk biraz. "kime neyi kanıtlamak istiorum bilmiorum, sadece insanlara bakın yemeden de ayakta kalinabilir demek istiorum sanki.." dedi..."ailen?" dedim, yavas yavas anlamaya basladıklarını ama o istemeden kimsenin ona gercekten yardımcı olamayacagını soyledi. bu konusmayı yaptıgımız gunden 1 ay sonra hastahaneye kaldırıldı, agır depresyon ve anoreksi teshisiyle. hastaneye kaldırıldıgı gun, boyu 1.80, kilosu 20ydi.

aradan bi sene gecti, bu hafta bası tekrar gordum onu. iyiydi, aslında ilk tanıstıgımızda da iyiydi, ama diildi, iyi gosteriyodu sadece, belki bu sefer de. yine konustuk uzun uzun, depresyon tedavisini, o korkunc sancılı donemi, kendini jean d'arc ve einstein sanan 2 oda arkadasından nasıl korktugunu, einstein in duvarlara surekli sacmasapan sayılar ve hesaplar yazdıgını, kendisinin en cok ondan korktugunu anlattı.. "ben de onlar gibiydim, gercekten delirmistim, ama onlardan o kadar korktum ki, boyle olmamalıyım dedim kendi kendime.."
depresyondan sonra, 8 ay suren anoreksi tedavisi. ufacık lokmalarla gecen 8 ay. "sana yemin ederim, cehennemi gordum ben orda, insanın aklının bedenine neler yapabilecegini gordum, olume ne kadar yaklastıgımı gordum, hala inanamiorum nasıl hayatta kaldıgıma" diye anlattı bana. gecirdigi o korkunc gunlere ve yasadıgının agırlıgını bilmesine ragmen, hala az yiyo, salataya sos koyamıyo, patatesin, hamburgerin, yaglı yemeklerin yanından gecemiyo. "cocukların canavardan korktugu gibi korkuyorum yaglı yemeklerden, dusuncesinden bile korkuyorum..." bugun 52 kilo, hastaneden cıktı ama, haftanın 3 gunu doktor kontrolu, 1 gunu psikiatr tedavisi devam ediyo..

JFD, 20 yasında genc bir erkek. birkac hareketinden hemen anlasılacak bir duzen ve tertip takıntısı var. takıldıgı seyi birakamıyo, iki kalem yanyana hafif yamuk dursa anında duzeltiyo. cevresi tarafından bazen alay konusu oluyo ama o alısmıs, alısmanin otesinde o an onemli olan alay edenler degil, o iki kalemin yamuklugu.

gecen gun laf arasında ben hastanedeyken falan dedi, ben de cok desmek istemeden sadece merakla ne hastanesi dedim, yannız kaldıgımızda. once anlatmak istemedi, hic ustelemedim, sora baktım kendi basladı anlatmaya. 16 yasındayken anne babası ayrılmıs, fena bi ayrılık, anne bi kavga esnasında babasına "eger bu evde kalacak olan sen olursan emin ol 1 ay icinde gelir yakarım bu evi icinde seninle beraber" demis, aynen boyle soyledi cumleyi de bana anlatırken. baba da bu cinnet esnasında gidip annesinin dolabındaki butun kiyafetleri indirip makasla tek tek dogramıs hepsini. 16 yasında butun bunları gordukten sonra da, tabi ki hayat aynı olmamıs onun icin. aynı zamanlar bir otelde staj yapıomus, orada da cok mutsuzmus. aynı donem 2 kere intihar tesebbusunde bulunmus, ilkinde bileklerini kesmis, annesi yakalamıs, ikinci sefer avuc dolusu hap yutmus, yine birileri kurtarmıs. "istemiodum yasamak, neresinden baksan yasamaya deger hicbisi yoktu ki..." tum bunlardan sonra, doktor depresyonun yanında bipolar teshisi koymus buna. ist inisleri cıkısları cok extreme, kontrol edemiyo kendini, her gun mood duzenleyici haplar alıyomus. "bazen herkese sarılıp opmek istiyorum, o kadar mutlu hissediorum ki kendimi, bazen de, o intihar ettigim gunlerden hic bi farkım yok, ama daha iyiyim artık..." dedi....ben hicbisey diyemeden, butun hikayeyi agzım acık dinledim....




aramızda, yakınımızda bu insanlar....

No comments: