Friday, July 13, 2007

CS.


10 Montfort Close'daki evimizde bi duvarım vardı. yasadıgım her evde, her odada, her alanda hep bi duvarım oldu zaten, rengi bana benzeyen. Orada da vardı. ilk gun basladım boyamaya, asmaya, ustune yazmaya, son gun topladım, sildim, kaldırdım. son gun belki de en cok onları yerinden oynatırken agladım.
benimle heryere gelen sozleriyle ge'nin siyah beyaz fotorafı, artık yasamayan.
ve adadaki evin sıcak duvarına dayanmıs eko'nun burusmus suratı, o sırada hala hayatta olan.
ve bi ip, soz verilmis, hala atılmamıs, atılmayan, atılamayan.
ve 4 fotograf, 1 karikatur, 1 cizim, 3 kartpostal.
ve sayfa sayfa, satır satır yazılarım. biri haric, hepsi benim.
benim onları hangi kafayla yazdıgımı insanlara sorduran yazılarım.

o zamandan bu zamana yazdıklarım cok degisti. cumlelerim cok degisti. devrik cumlelerim duzeldi, sıralı cumlelerim devrildi. dusuncelerim degisti, fikirlerim degisti, amaclarım degisti, gecmisim gelisti.
ama o yazıların "biri haric" olanı hic degismedi. ne kagıtta, ne aklımda, ne kalbimde, ne beynimde. ne anlamını yitirdi, ne dusununce aklıma 'sadece eskide kalan gunler'i getirdi. o iki satır benim icin hep gercek oldu; ve ben nereye gitsem, ve ben nerede kalsam, ya gidenlerim, ya arkada kalanlarım icin hep en dogruyu savundu.
ve ben ona inandim, ve ben ona inandıkca midemdeki burkulmalar daha kuvvetli, ama hayat daha anlasılır oldu. hayatı anlasılır kılmak hic bir zaman derdim olmasa da, cok bilinmeyenli denklemlerin biryerinde bazı seyleri anlamak gerekiyordu. kalbime sordugum hic bir sorunun cevabını bulamadıgımda, gozume en net gorunen sey, yine hayatın kendisi oldu.

o kucuk kagıtta yazan iki satır, ta o zamandan, uzaklıgın hayatımda kendini belli etmeye basladıgı gunlerden, hala bugunlere, ve belki daha ne kadar cok gunlere, yıllara tanıklık etti, benim soylemek isteyip de, sayfa sayfa yazdıgım, ama bir turlu 'tam' anlatamadıgım herseyi anlattı. bana anlattı. beni anlattı.
o gun bugun, ben mesafeden, zamandan ve ayrılıktan konusmayı kestim.
o herseyi benim adıma soyledi, ben onu her okudugumda, tekrar dinledim.



"zaman mi? degil zaman.
akan zaman degil, mesafelerdir."




ve ben bunun altına hic bir zaman baska sey yazamadım, sadece nokta koydum
.

No comments: