Monday, February 22, 2016

BO


bunu hatırlar mısın, ya da bilir misin bilmem.
çocukken en çok dinlediğim kasetlerden biriydi. diğerlerinin selda bağcan, zülfü livaneli filan olduğunu düşünürsek yine bir nebze de olsa daha kendime göre birşeydi. ama bilmen gereken o değil, bileceğin, kasedin kapağının kendisi. o zamanlar elimden düşürmezken, şık latife'ye hayran olup kediler şarkısını hiç sevmeyip hep ileri sararken bu kapağın pek kıymetli olduğunu bilmezdim elbet. meğer vakti zamanında çekirdek sanat evinde elle çizilmiş, şimdi müzelerde, sergilerde sergilenirmiş. bunu da yeni öğrendim zaten.

iyi ki rüya anlatmayı sevmem dedim. hayat sağolsun başımda sabırla bekleyip bütün laflarımı lokma lokma yutturuyor bana; "yuttun mu onu, hah aç ağzını bunu da ye canım, hadi." beynimin içi öyle eğlenceli, anlatınca birşeye benzeyen hikayelerle değil, şahsımın dahi çözemediği metaforlarla dolu. dün gece de rüyama bu kaset kapağı düştü. bi sürü başka şeyin arasında birilerine bir anda; aman deyiveriyorum, başına bişey gelmesin onun, çok bulunmaz o.
yok, alıyolar elimden, dinlemiyosun ki artık diyolar. dinlemesem de almayın diyorum, almayın.
yok, alıyolar elimden.
bu sabah da bu kasedin derdine uyandım.
zaten, hepimiz her sabah birşeylere, birşeylerin derdine uyanmıyor muyuz?

ha, kaset demişken; çok dinlenenler listeme pinhani'nin yanına bir de kalben eklendi.
anne, ben hipster mı oldum?


No comments: